Nasrettin Hoca ve Gülümseyen Köy Masalı

Bir varmış bir yokmuş… Eski zamanlarda, yeşillikler içindeki bir köyde Nasrettin Hoca yaşarmış. Hoca, hem bilgeliğiyle hem de nükteli sözleriyle tanınırmış. Köylüler ne zaman sıkıntıya düşse onun kapısını çalarlarmış.

Bir gün köylüler, Hoca’ya dert yanmak için toplanmış.
— Hoca’m, tarlalarımız kurudu, güneş yakıyor. Ne yapacağız?
— Hoca’m, komşular arasında kavgalar çıktı, kimse kimseyle konuşmuyor, demişler.

Nasrettin Hoca, sakalını sıvazlayıp gülümsemiş:
— Merak etmeyin, bu işin çaresi var. Ama önce biraz sabır ve biraz da kahkaha lazım, demiş.


Gölün Ortasında İnek

Hoca, köyün meydanına çıkmış. Elinde kocaman bir çuval varmış. Köylüler merakla bakıyormuş.
— Hoca’m, çuvalda ne var? diye sormuşlar.
— Akıl var, demiş Hoca, ama isteyen gelip alsın.

Köylüler şaşırmış, içinden biri gülmüş:
— Hoca’m, akıl çuvalla mı satılır?

Hoca hiç bozuntuya vermemiş. Çuvaldan bir tas çıkarıp su doldurmuş. Sonra köyün gölüne gitmiş. Tası göle bırakıp:
— İşte size aklın sırrı! demiş.

Köylüler daha çok meraklanmış. Bir çocuk dayanamayıp:
— Hoca’m, aklın sırrı ne?

Hoca gülümseyerek cevaplamış:
— Paylaşmak! Eğer bir tas suyu göle dökersen göl küçülmez, aksine herkes faydalanır. Akıl da böyle… Ne kadar çok paylaşırsan, o kadar çoğalır.


Eşeğin Gölgesi

Başka bir gün köylüler, pazar yerine eşeğin gölgesini satmaya kalkışan iki adamın kavgasını Hoca’ya taşımışlar. Biri, “Eşeği kiraladım, gölgesi de benim,” demiş. Öteki, “Hayır, eşek benim, gölgesi de bana aittir,” diye diretmiş.

Hoca ikisini dinleyip kahkaha atmış:
— Siz gölge için kavga ediyorsunuz, güneş tepenizde bedava ışık saçıyor!

Köylüler gülmekten yerlere yatmış. O günden sonra köyde küçük sebeplerle kavga eden kimse olmamış.


Ağaçtaki Kiler

Köyün çocukları bir gün Hoca’yı oyunlarına katmak istemiş.
— Hoca’m, bizimle saklambaç oynar mısın?
Hoca göz kırpmış:
— Neden olmasın!

Saklanma sırası Hoca’ya gelmiş. Çocuklar sayarken Hoca bahçedeki ceviz ağacına tırmanıp koca bir çuval asmış. Çocuklar aramış aramış, bulamamış. En sonunda ağacı görmüşler.
— Hoca’m, neden çuvalı ağaca astın?

Hoca kahkaha atmış:
— Çünkü ben saklansam hemen bulursunuz. Ama fikirlerimi sakladım, onlar her zaman yüksekte olsun diye.

Çocuklar alkışlamış, köy kahkahalarla dolmuş.


Köyün Gülümsemesi

Günler geçtikçe köyde kavgalar azalmış, insanlar daha çok gülmeye başlamış. Çünkü herkes Hoca’nın nükteli sözlerinden ders çıkarmış.

Bir gün köylüler Hoca’ya teşekkür etmek için evinin önüne gelmiş.
— Hoca’m, bize hem aklı hem kahkahayı öğrettin. Sen olmasaydın köyümüz bu kadar huzurlu olmazdı.

Hoca şapkasıyla oynayarak gülmüş:
— Ben size sadece hatırlattım. Asıl akıl ve gülümseme içinizdeydi zaten.


Masalın Öğüdü

Ve böylece köyde herkes şunu öğrenmiş:
“Biraz sabır, biraz akıl ve biraz kahkaha, en ağır yükleri bile hafifletir.”

O günden sonra çocuklara hep şu öğüt verilmiş:
— Nasrettin Hoca’nın dediği gibi, aklını paylaş, iyiliğini çoğalt.


Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri güler yüzünü kaybetmeyenlerin, biri aklını doğru kullananların, biri de bu masalı dinleyen çocukların başına.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir