Karga ile Tilki Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Gökyüzünün masmavi olduğu, kuşların şarkılar söylediği yemyeşil bir ormanda, ihtiyar bir meşe ağacı yükselirmiş. Bu ağacın en tepesinde, simsiyah parlak tüyleriyle gururlu bir karga yaşarmış. Karga, akıllı olmasına rağmen biraz da övünmeye meraklıymış. Her sabah güneş doğarken dallara tüner, sesiyle ormana “kraaa, kraaa” diye yankı yaparmış. Ormandaki hayvanlar onu duyunca, “İşte yine karga şarkı söylüyor,” derlermiş.

Bir gün karga, köyün yanındaki tarladan kocaman bir peynir parçası bulmuş. “Bu, günlerce bana yeter,” diyerek peyniri gagasına almış ve meşe ağacının en yüksek dalına çıkmış. Yukarıdan tüm ormana bakarken karnı guruldamış, ama peyniri hemen yemek istememiş. “Biraz bekleyeyim, keyif yaparak yiyeceğim,” diye düşünmüş.

O sırada ormanın derinliklerinde gezen, gözleri açlıktan parlayan tilki, peynirin kokusunu almış. Burnunu takip ederek ağacın altına gelmiş. Kargayı ve gagasındaki peyniri görünce aklına hemen kurnaz bir plan gelmiş.


Tilkinin Tatlı Sözleri

Tilki, başını kaldırıp tatlı bir sesle seslenmiş:
— Ooo, bu ne güzellik! Sevgili karga kardeş, güneş gibi parlayan tüylerin gözlerimi kamaştırdı. Eminim ki sen bu ormanın en zarif kuşusun.

Karga tilkinin sözlerini duyunca göğsü kabarmış. “Demek herkes fark ediyor,” diye düşünmüş. Ama peyniri bırakmamış. Tilki sözlerine devam etmiş:
— Eğer sesin de tüylerin kadar güzelse, şüphe yok ki sen ormanın en büyük kralısın. Lütfen bana bir şarkı söyle, melodini duymak istiyorum.

Karga, övgülerle gururlanmış. İçinden “Benim sesim ormanda yankılanınca herkes susar,” diye geçirip gagasını açmış. “Kraaa!” diye bağırmasıyla peyniri yere düşürmesi bir olmuş. Tilki hızla ileri atlamış, peyniri kaptığı gibi ağzına atmış.


Karganın Utancı

Karga şok olmuş. Öfkeyle kanatlarını çırpmış:
— Tilki! Sen beni kandırdın!

Tilki, peyniri çiğnerken gülümsemiş:
— Ben seni kandırmadım, karga kardeş. Sen kendi gururuna yenildin. Eğer biraz daha dikkatli olsaydın, hâlâ peynir senin olurdu.

Karga mahcup olmuş. Tilkinin uzaklaşan adımlarını izlerken kalbinde bir pişmanlık hissetmiş.


Ormanın Toplantısı

Bu olay ormanda hızla yayılmış. Ertesi gün ormandaki hayvanlar toplanıp kargaya moral vermişler. Tavşan:
— Önemli olan hatandan ders almak, demiş.

Kirpi eklemiş:
— Boş övgülere aldanma. Gerçek dost seni olduğun gibi kabul eder.

Karga başını eğmiş:
— Haklısınız. Ben övülmek uğruna elimdekini kaybettim. Bundan sonra dikkatli olacağım.


Karganın Değişimi

O günden sonra karga eskisi kadar övünmez olmuş. Sabahları şarkı söylediğinde artık kimseye kendini göstermek için değil, sadece doğayı selamlamak için ötüyormuş. Tilkinin oyununu unutmamış, ama kendisine verdiği dersi de kalbine kazımış.

Birkaç hafta sonra karga, yine aynı ağacın dalında bir parça ekmek bulmuş. Tilki kokuyu alıp gelmiş. Yine aynı tatlı sözlerle kargayı kandırmaya çalışmış:
— Ah karga kardeş, sesin güneşten bile parlaktır. Bir şarkı söylesene!

Ama karga bu kez gülümsemiş ve sessizce beklemiş. Peyniri değil, ekmeği de değil, ağzındaki yiyeceği sıkıca tutmuş. Tilki, oyunun işe yaramadığını anlayınca utanarak uzaklaşmış. Ormandaki hayvanlar kargayı alkışlamış. Çünkü artık dersini öğrenmişti.


Masalın Öğüdü

O günden sonra ormanda herkes şu sözü hatırlamış:
“Boş övgüler en tatlı tuzaktır. Gerçek değerini bilen, söze değil kalbine güvenir.”

Karga, tilkiyle yaşadığı tecrübeyi çocuklara anlatırken hep şunu eklemiş:
— Her zaman dikkatli olun. İnsanlar size güzel sözler söyleyebilir. Ama önemli olan onların kalplerindeki niyeti anlamaktır.

Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri gururuna yenilmeyenlerin, biri dersini alanların, biri de bu masalı dinleyen güzel çocukların başına.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir