Bir varmış bir yokmuş… Sessiz bir gölün kıyısında, çiçek kokularının rüzgârla karıştığı küçük bir evde Deniz adında minik bir çocuk yaşarmış. Deniz, geceleri uyumakta biraz zorlanırmış. Yatağına uzansa da hayalleri bir o yana bir bu yana savrulurmuş. Bir gece pencereden göle bakarken ay ışığının suda kıpır kıpır parladığını görmüş. Sanki göl, gümüş bir örtüyle kaplanmış.
Tam o sırada gözleri hafifçe kapanmış ve hayaller onu bambaşka bir yere taşımış. Kendini göl kıyısında bulmuş. Su yüzeyinde sallanan küçük bir sandal varmış. Sandal ay ışığıyla ışıldıyor, yıldız tozlarıyla süslenmiş gibiymiş. Sandalın yanından yumuşacık bir ses duyulmuş:
— Hoş geldin Deniz. Ben Rüya Sandalıyım. Hadi içine otur, seni uykuya götüreyim.
Deniz önce biraz çekinmiş ama sandalın sıcacık görünümü onu rahatlatmış. İçine oturmuş. Sandal yavaşça kıpırdanmış, ay ışığının yolunu takip ederek gölün ortasına doğru ilerlemiş. Dalgalar ninni gibi “şırıl şırıl” ses çıkarıyor, gökyüzündeki yıldızlar hafifçe göz kırpıyormuş.

Bir süre sonra sandal, gökyüzünden inen gümüş bir köprünün önünde durmuş. Köprü ışıklarla kaplıymış. Rüya Sandalı demiş ki:
— Buradan geçerken üç hediye toplayacaksın: huzur, paylaşma ve güven. Bu hediyeler seni tatlı bir uykuya hazırlayacak.
İlk durağa geldiklerinde sandal, gölün kıyısında çiçeklerle dolu bir ada açığa çıkarmış. Kuşlar tatlı melodiler söylüyor, çiçekler hafif hafif sallanıyormuş. Deniz derin bir nefes almış. Kuşlardan biri fısıldamış:
— Biz sana huzuru armağan ediyoruz. Her nefes aldığında kalbin sakinleşsin.
İkinci durakta sandal bir köy sahiline yanaşmış. Çocuklar ellerinde oyuncaklarını birbirleriyle paylaşıyorlarmış. Bir kız çocuğu Deniz’e gülümsemiş:
— Biz sana paylaşmayı armağan ediyoruz. Rüyalarında bile iyiliğini paylaş, sevincin çoğalsın.
Üçüncü durakta sandal, gökyüzünde parlayan büyük bir yıldıza yaklaşmış. Yıldız yumuşacık bir ışık göndermiş.
— Ben sana güven armağan ediyorum. Korktuğunda hatırla, yalnız değilsin. Işığım hep yanında olacak.
Deniz’in kalbi hafiflemiş. İçindeki çabuk çarpan duygu yerini tatlı bir huzura bırakmış. Sandal tekrar gölün ortasına dönmüş. Ay ışığı suya gülümsemiş, rüzgâr ninni gibi esmiş. Sandal demiş ki:
— Hediyelerini aldın. Şimdi gözlerini kapat, rüyan seni tatlı bir uykuya taşısın.
Deniz gözlerini yavaşça kapamış. Sandal sallanmış, dalgalar tatlı bir şarkı mırıldanmış. Kuş melodileri, çocukların kahkahaları ve yıldızın ışığı birleşip ninniye dönüşmüş. Deniz gülümseyerek uykuya dalmış.
Sabah uyandığında odasındaymış. Pencereden göle baktığında sandal yokmuş ama kalbinde huzur, paylaşma ve güven ışıl ışıl duruyormuş. O günden sonra her gece yatağına uzandığında “Rüya Sandalı beni bekliyor,” diye fısıldar, gözlerini kapatır ve kolayca uykuya dalarmış.
Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri huzuru bulanların, biri paylaşanların, biri de tatlı rüyalarla uyuyan çocukların başına













Bir yanıt yazın