Elif’in Dua Eden Kalbi

Bir varmış bir yokmuş… Güneşi erkenden doğan sıcak bir kasabada, annesi, babası ve ninesiyle yaşayan küçük Elif varmış. Elif’in kalbi merhametle doluymuş; kuşlara su koyar, çiçeklere “Büyüyün de bahçe güzelleşsin,” diye fısıldarmış. Her gün ninesi ona, “Evladım,” dermiş, “dua, kalbin Allah’a açılan kapısıdır. O kapıdan içeri iyilik, sabır ve şükür girer.”

Bir hafta sonu kasabada küçük bir kermes düzenlenecekmiş. Geliri, yuvaya yeni oyuncaklar almak için kullanılacakmış. Elif çok sevinmiş; annesiyle kurabiye yapacak, babası da stand kuracakmış. Fakat tam o günlere doğru babasının iş yerinde sıkıntı çıkmış. Babası eve dönünce düşünceliymiş. Elif, “Baba, üzülme,” demiş, “ben bugün dua ettim. Allah dilerse zorluğu kolay eder.” Babası gülümseyip Elif’in saçlarını okşamış: “Dua güzel kızım, ama çalışmayı da bırakmayacağız.”

Ertesi sabah Elif kermes için hazırlıklara başlamış. Ninesiyle birlikte hurma ezmeli kurabiyeler yapmışlar. Fırını beklerken nine, “Bak Elif,” demiş, “dua üç kardeştir: gayret, sabır ve şükür. Dua eder, çalışır, sonucu bekler ve gelen her nimet için şükrederiz.” Elif başını sallamış: “Öyleyse önce çalışalım, sonra dua edelim.”

Kermes günü pazar yerinde renkli bir kalabalık varmış. Elif sepetiyle standın arkasına geçmiş. Yan standa uğrayan yaşlı amca cüzdanını düşürmüş. Elif cüzdanı görünce tereddüt etmeden koşmuş, “Amca, cüzdanınız,” demiş. Adamın gözleri dolmuş: “Doğruluğun bereketini Allah artırır evladım.” Elif, “Nine böyle der,” diye gülmüş. O gün pek çok insan Elif’in standına uğrayıp kurabiyelerinden almış.

Öğleden sonra gökyüzü birden bulutlanmış, rüzgâr sertleşmiş. Pazar yerinin ucundaki çadırlar sallanmaya başlamış. Yağmur çiseleyince bazıları tezgâhlarını kapatmak istemiş. Elif, “Kermes bitmesin; oyuncaklar için daha paraya ihtiyacı var,” diye içinden dua etmiş. Tam o sırada öğretmenleri gelmiş, “Panik yok,” demiş, “tezgâhları birbirine bağlayalım.” Elif’in babası, ipleri uzatıp herkesin çadırını sağlamlaştırmış. Yağmur biraz sürmüş ama dualarla ve dayanışmayla tezgâhlar ayakta kalmış.

Fırtına dindiğinde güneş bulutların ardından çıkmış. Elif standın önünü silerken çamura düşmüş bir kumbara görmüş. İçinde bozuk paralar varmış ve kapağı açılmıyormuş. Elif, “Kime ait acaba?” diye düşünürken bir çocuk ağlamaklı sesle yanına gelmiş: “O benimdi, içinde kardeşim için biriktirdiklerim vardı.” Elif, “Üzülme,” deyip babasını çağırmış. Babası kumbarayı dikkatlice temizlemiş, içindekileri sayıp çocuğa teslim etmiş. Elif, kendi harçlığından da biraz eklemiş. Çocuk sevinçle sarılmış: “Allah razı olsun!”

Akşam olup kermes bittiğinde herkes yorgun ama mutluydu. Öğretmenleri, “Toplanan para yuvaya yetecek gibi görünüyor,” demiş. Elif hemen ellerini açmış: “Rabbim, emeğimizi kabul et, yuvanın çocuklarını sevindir.” Ninesi de eklemiş: “Kalbi güzel olanın duası yola ışık olur.”

Ertesi gün kasabada başka bir haber dolaşmış: Babasının çalıştığı dükkân kapanmayacakmış; hatta yeni bir proje için ustalara ihtiyaç varmış. Ustanın biri, kermes günü babasının herkesin çadırını bağladığını görmüş ve “Böyle çalışkan, güvenilir adama her yerde iş var,” demiş. Elif bunu duyunca sevinçle zıplamış: “Dua ettik, çalıştık, sabrettik. Şimdi şükretme vakti!”

Elif şükrünü paylaşmakla göstermek istemiş. Yuvaya yeni kitaplar ve boyalar almak için öğretmenlerinden izin almış; evdeki iyi durumdaki oyuncaklarını ayırmış, annesi de birkaç boya seti almış. Yuvaya gittiklerinde çocukların yüzleri gülmüş. Bir küçük kız, Elif’e sarılıp, “Kalbim sıcakladı,” demiş. Elif, “Benimki de,” diye fısıldamış.

O akşam Elif bahçeye çıkmış. Gökyüzünde ince bir hilal varmış. Elif kalbinden şu sözler dökülmüş: “Allah’ım, kalbimi sevgiyle doldur; beni doğruluktan ayırma. İstediğim her şey hemen olmasa da sabretmeyi öğret. Bana verdiğin her nimete şükürle bakmayı nasip et.” Hafif bir rüzgâr esmiş; ninenin diktiği yaseminler mis gibi kokmuş. Elif, “Dua, kalbimi huzurla dolduruyor,” diye düşünmüş.

Kasabada Elif’in adı “dua eden kalpli kız” diye anılır olmuş. Her yeni işte önce besmele çeker, sonra gayretle çalışırmış. Zorlandığında sabrı, güzellik geldiğinde şükrü hatırlarmış. Bir gün yuvadan bir mektup gelmiş: “Sevgili Elif, aldığımız boyalarla kocaman bir resim yaptık. Adını ‘Dua Eden Kalpler’ koyduk.” Elif mektubu ninesine okumuş. Ninesi gülümsemiş: “Görüyorsun ya, sevgiyle yapılan dua, önce kalbi, sonra dünyayı güzelleştirir.”

Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri dua edenlerin, biri sabırla çalışanların, biri de şükredip paylaşan güzel çocukların başına.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir