Gökyüzü Treni ve Rüya Yolcuları

Bir varmış bir yokmuş… Akşamın serinliğinde penceresinden yıldızlara bakan Mira adında küçük bir çocuk varmış. Mira, bazen uyumakta zorlanır, gözlerini kapatsa bile aklı hep oyunlarda kalırmış. Bir gece saat tıkırtıları duyarken, gökyüzünde uzun ışıklı bir çizgi belirmiş. Çizgi parıldayarak yaklaştıkça bir tren şekline dönüşmüş!

Tren ray yerine yıldızların üstünde ilerliyormuş. Pencerelerinden yumuşacık ışıklar sızıyor, tatlı bir melodi duyuluyormuş. Önünde büyük bir tabela vardı: “Gökyüzü Treni – Rüya Yolcularını Bekler.”

Mira hayretle pencereyi açmış. Tren usulca evinin önünde durmuş. Kondüktör, gülümseyen bir ay adamıymış. Şapkasını sallayıp seslenmiş:
— Hoş geldin küçük yolcu! Rüya yolculuğuna katılmak ister misin?
Mira biraz şaşkın, biraz da sevinçle:
— Evet, isterim! demiş.

Bir anda kendini trenin içinde bulmuş. Vagonlar yumuşak yastıklarla doluymuş. İçeride başka yolcular da varmış: masmavi bir bulut, gülümseyen bir yıldız, mırıldanan bir kelebek ve minik bir ayıcık. Hepsi Mira’ya el sallamış.

Kondüktör demiş ki:
— Bu yolculukta üç durak var. Her durakta rüyana bir hediye alacaksın: huzur, dostluk ve hayal gücü.

Birinci Durak: Huzur

Tren sessizce ilerlerken camdan ay ışığı süzülmüş. Vagonun içinde tatlı bir ninni yankılanmış. Bulut Mira’nın yanına oturup fısıldamış:
— Ben sana huzur armağan ediyorum. Gözlerini kapadığında kalbin rüzgâr gibi yumuşasın.

Mira derin bir nefes almış. Göğsü sakinleşmiş. Vagon, tatlı bir uyku kokusuyla dolmuş.

İkinci Durak: Dostluk

Tren yıldızların arasından geçerken bir istasyona varmış. İstasyonda ışıklarla dolu bir bahçe varmış. Yıldız, Mira’nın elini tutmuş:
— Ben sana dostluk armağan ediyorum. Rüyanda yalnız olmayacaksın; dostların yanında olacak.

Bahçede kelebekler kanat çırpmış, ayıcık tatlı bir gülüşle Mira’ya sarılmış. Mira’nın içi sıcacık olmuş.

Üçüncü Durak: Hayal Gücü

Tren yeniden yol almış. Bu kez gökyüzünde rengârenk kapılar belirmiş. Kelebek kanatlarını çırpmış:
— Ben sana hayal gücü armağan ediyorum. Rüyanda istediğin kadar uçabilir, istediğin diyarlara gidebilirsin.

Mira gülerek gökyüzünde açılan kapılardan bakmış: biri pamuk şekerden dağlar, biri denizde dans eden balinalar, biri de rengârenk balonlarla dolu bir şehir… Hepsi büyülüymüş.

Kondüktör yumuşak bir sesle demiş ki:
— Hediyelerini aldın. Şimdi vagonuna dön. Huzur, dostluk ve hayal gücü seni tatlı bir uykuya taşıyacak.

Mira yastığa yaslanmış, gözlerini kapamış. Tren yıldızların üstünde yavaşça sallanırken uyku tatlı tatlı gelmiş. Camın dışından ay gülümseyerek bakmış.

Sabah olduğunda Mira yatağında uyanmış. Pencereden gökyüzüne bakmış. Tren görünmüyormuş ama kalbinde hediyeler parlıyormuş: huzur, dostluk ve hayal gücü. Gülümseyip fısıldamış:
— Teşekkür ederim Gökyüzü Treni.

O günden sonra Mira, uyumakta hiç zorlanmamış. Çünkü her gece trenin onu rüyaya çağırdığını biliyormuş.

Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri huzurlu uyuyanların, biri dostluğu hatırlayanların, biri de hayal gücüyle rüya gören çocukların başına.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir