Bir varmış bir yokmuş… Gökyüzünde binlerce yıldızın ışıldadığı, ayın gümüş gibi parladığı bir gece âlemi varmış. Orada herkes ışığını paylaşır, gökyüzünü süsler, dünyaya huzur saçarmış. Ama bir yıldız diğerlerinden çok farklıymış. Henüz küçücükmüş ve ışığı çok zayıf yanıyormuş. Bu yıldızın adı Lila’ymış.
Lila, her gece yanmaya çalışır ama ışığı titrek titrek parıldarmış. Diğer yıldızlar gökyüzünü pırıl pırıl aydınlatırken o biraz çekinirmiş. İçinden sık sık “Ben yeterince parlak değilim,” diye geçirirmiş.
Bir gece Lila üzgün üzgün bakarken, gökyüzünde gülümseyen Ay onun yanına gelmiş. Ay, her zamanki gibi sevecen sesiyle konuşmuş:
— Küçük yıldız, neden ışığını saklıyorsun?
Lila fısıldamış:
— Çünkü çok zayıf parlıyorum. Bana kimse bakmaz.

Ay gülümsemiş:
— Yanılgı işte! Her ışık değerlidir. Senin ışığını gören bir çocuk belki korkusunu unutur. Sen küçüksün ama ışığın kalpten gelir. Gel, sana cesareti öğreteyim.
O gece Ay, Lila’yı yanına almış. Birlikte yeryüzüne doğru bakmışlar. Küçük bir köyde, pencere kenarında uyumaya çalışan bir çocuk varmış. Çocuk karanlıktan biraz korkuyormuş. Ay fısıldamış:
— Şimdi parılda, Lila. Karanlığı delen ışığın, bu çocuğa güven verecek.
Lila titrek ışığını uzatmış. Çocuğun odası hafifçe aydınlanmış. Çocuk gülümseyip battaniyesine sarılmış. Ay demiş ki:
— Gördün mü? Işığın küçük ama kalplere dokunuyor.
Ertesi gün diğer yıldızlar Lila’ya bakmış. Onun biraz daha parladığını görmüşler. Bir yıldız yanına gelmiş:
— Dün gece ışığını fark ettik. Ne oldu sana?
Lila sevinçle:
— Ay bana cesareti öğretti. Işığımı saklamadan verdim.
Ama gökyüzünde görevler hiç bitmezmiş. Bir gece bulutlar çok yoğun olmuş. Yıldızların çoğu görünememiş. Lila endişelenmiş:
— Işığım bulutların ardında kayboldu. İnsanlar artık beni göremez.
Ay yine yanına gelmiş:
— Sabırlı ol küçük yıldız. Bulutlar geçicidir. Sabırla beklersen ışığın yine parlar.
Lila derin bir nefes almış, bulutların aralanmasını beklemiş. Bir süre sonra rüzgâr esmiş, gökyüzü açılmış. Lila sabırla beklediği için ışığı bu kez daha da güçlü görünmüş. Çocuklar gökyüzüne bakıp, “Bak, o küçük yıldız parlıyor!” demişler.
Artık Lila’nın kalbi sevinçle dolmuş. Anlamış ki ışığı küçücük olsa bile birine cesaret, birine mutluluk, birine umut verebiliyormuş. Ay ona son kez fısıldamış:
— Sen artık gerçek bir yıldızsın. Küçük ışıkların bile büyük mucizeler taşıdığını öğrendin.
O günden sonra Lila, gökyüzünde her gece güvenle parıldamış. İnsanlar göğe baktığında en çok onun ışığını fark eder olmuş. Çünkü o ışığın içinde cesaret, sabır ve dostluk parlıyormuş.
Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri cesur olanların, biri sabırlı olanların, biri de bu masalı dinleyen güzel çocukların başına.













Bir yanıt yazın