Dağların ardında, dereleri berrak, çiçekleri mis kokulu küçük bir köy vardı. Köyün sabahları çok güzeldi çünkü güneş doğdu mu her şey renklenirdi. Kuşlar cıvıldar, kuzular hoplardı, çocukların kahkahaları vadilere yayılırdı. Fakat çoğu zaman insanlar güneşin bu armağanını fark etmezdi.
O köyde yaşayan Ali adında küçük bir çocuk vardı. Ali, uykusu ağır olsa bile sabahları mutlaka pencereden gökyüzüne bakardı. Bir sabah erkenden uyandı, güneşi görür görmez gülümsedi:
“Allah’ım, bana bu günü verdiğin için teşekkür ederim.”
İşte o an güneş parladı, ışıkları köyün üzerine daha sıcak yayıldı. Çünkü güneş Ali’nin kalbindeki şükür sözlerini duymuştu.

Işık Damlası
Güneş sevinçle ışıklarından küçücük bir parça ayırdı. Bu parça parladı, döndü ve minicik bir damla şeklinde Ali’nin odasına süzüldü. Damla yere düşer düşmez parlak kanatlı bir kuşa dönüştü.
Kuş tatlı sesiyle konuştu:
“Ben Güneş’in hediyesiyim. Kalbindeki şükür beni buraya getirdi. Seninle beraber Allah’ın nimetlerini hatırlatacak bir yolculuğa çıkmak istiyorum.”
Ali şaşkın ama çok mutluydu. “Hadi gidelim!” dedi.
Kuruyan Dere
İlk önce köyün dışındaki küçük dereye gittiler. Yazın sıcağından dere kurumuş, balıklar zorluk çekiyordu. Ali hemen testisini doldurdu, suyu balıkların yaşadığı çukura boşalttı. Suya kavuşan balıklar hareketlendi, sevinçle zıpladı.
Işık kuşu dedi ki:
“Şükür sadece dilinle değil, davranışlarınla da olur. Allah’ın yarattığını korumak, O’na teşekkür etmektir.”
Yalnız Çoban
Biraz ileride genç bir çoban koyunlarını otlatıyordu. Yorulmuş, susuz kalmıştı. Ali yanına gitti, testisini uzattı. Çoban kana kana içti, sonra gözleri doldu. “Allah senden razı olsun evladım,” dedi.
Kuş gülümseyerek, “İşte bir iyilik dua olarak geri döndü. Bu da şükürdür,” diye fısıldadı.
Aç Çocuklar
Dönüş yolunda köyün kenarında aç oturan çocuklar gördüler. Ali, annesinin verdiği ekmeği çıkardı. Önce kendi acıktığını düşündü, sonra gözleri çocuklara kaydı. Bir parça ekmeğini paylaştı. Çocuklar gülümsedi, teşekkür ettiler.
Kuş kanatlarını açtı: “Şükür, nimeti başkalarıyla paylaşmaktır. Paylaşınca bereket çoğalır.”
Gökyüzünün Cevabı
Akşamüstü olduğunda gökyüzü turuncu, pembe ve mor renklere boyandı. Güneş yavaşça batarken Ali’ye seslendi:
“Ey küçük dostum, sen bana en güzel şükrü öğrettin. Allah’ın verdiği nimetleri gördün, onları korudun ve paylaştın. Şükür böyle yaşanır.”
Ali gökyüzüne bakıp ellerini açtı:
“Allah’ım, güneşi, suyu, ekmeği, annemi, babamı ve bana verdiğin tüm güzellikleri için şükürler olsun.”
Güneş parıldayarak vadinin ardına indi. O günden sonra köyde herkes güneş doğarken şükürle güne başladı. Çocuklar oyun oynarken “Elhamdülillah” dedi, büyükler sofraya otururken şükrettiler.
Ali ise her sabah güneşe bakıp içinden aynı sözleri fısıldadı:
“Allah’ım, teşekkür ederim.”
Ve böylece Güneşin Şükrü ve Küçük Ali Masalı, minik kalplere şükrün sadece söz değil; iyilik, paylaşma ve dua ile yaşandığını anlatan sevgi dolu bir hikâye oldu.













Bir yanıt yazın