Minik Serçe ve Allah’ın Hediyesi

Uzak bir köyde, gökyüzüne uzanan yemyeşil ağaçlarla dolu kocaman bir orman vardı. O ormanda yüzlerce kuş yaşardı. Her sabah dallar şarkılarla uyanır, çiçekler kuş cıvıltılarıyla açardı. Bu kuşlardan biri küçücük bir serçeydi. Onun adı Zeynepti.

Zeynep çok meraklıydı. Uçmayı yeni öğrenmişti. Gün boyunca dallar arasında dolaşır, arkadaşlarıyla oynar, gökyüzünü izlerdi. Ama bir gün merakla annesine sordu:

“Anne, biz neden her sabah bu kadar güzel şarkılar söylüyoruz?”

Annesi gülümsedi. “Çünkü yavrum, Allah bize hayat verdi. Biz de her sabah şükrediyoruz. Şükür, kalbimizin teşekkür etmesidir.”

Zeynep bu cevabı duyunca gözleri parladı. “Yani biz şarkı söylerken aslında teşekkür mü ediyoruz?”
“Evet yavrum,” dedi annesi. “Her damla suyu, her kırıntı yiyeceği Allah verir. Biz de teşekkür ederiz.”


Açlıkla Sınav

Bir gün ormana sert bir rüzgâr esti. Ağaçların dalları sallandı, çiçeklerin çoğu soldu. Kuşlar yiyecek bulmakta zorlandı. Zeynep karnının acıktığını hissetti. Uçtu, uçtu, ama yerde tek bir buğday tanesi bile bulamadı.

Küçük serçe korktu. “Ya hiç yiyecek bulamazsam?” diye düşündü.

Tam o sırada ormanın ortasında yalnız başına kalmış yaşlı bir karga gördü. Karga gagasında bir ekmek parçası taşıyordu. Zeynep ona yaklaştı. “Merhaba,” dedi ürkekçe. “Ben çok açım, biraz paylaşır mısın?”

Karga gözlerini kapattı, düşündü. Sonra ekmek parçasını ikiye böldü. “Buyur küçük serçe. Allah bize paylaşmayı emreder. Paylaşınca bereket artar.”

Zeynep parçasını yedi, karnı doydu. Kalbi sevinçle doldu.


Şükür Etmeyi Öğrenmek

O gece Zeynep gökyüzüne baktı. Yıldızlar pırıl pırıl parlıyordu. İçinden bir şeyler söylemek istedi. Gözlerini kapattı ve fısıldadı:

“Allah’ım, bana uçmayı, yemeyi ve arkadaşlarımı verdiğin için teşekkür ederim.”

Bu, onun ilk duasıydı. O an kalbi öyle huzurla doldu ki, korkuları kayboldu. Zeynep artık biliyordu ki Allah her an onların yanındaydı.


Baharın Hediyesi

Günler geçti, rüzgâr dindi. Ormana bahar geldi. Çiçekler yeniden açtı, dallar meyvelerle doldu. Zeynep sabah şarkısına başladı. Ama bu sefer daha farklı hissediyordu. Çünkü artık şarkılarında teşekkür vardı.

Bir gün ormanın kenarında oynarken yerde küçücük bir tohum buldu. Tohumu gagasıyla alıp toprağa koydu. “Bunu Allah’ın izniyle büyütelim,” dedi. Aradan günler geçti, orada minik bir fidan çıktı. Kuşlar fidanın etrafında toplandı, dallar büyüdü ve sonunda güzel bir ağaç oldu.

Zeynep ağaca bakarak düşündü: “Allah küçük bir tohumu kocaman bir ağaca dönüştürüyor. O zaman bizim kalbimizdeki küçük teşekkürler de büyür ve iyiliğe dönüşür.”


Mutluluğun Sırrı

Ormandaki kuşlar artık Zeynep’ten şarkı öğreniyordu. O da onlara şöyle diyordu:
“Allah bize uçmayı, yiyecekleri ve dostluğu verdi. Biz şükredince kalbimiz huzurla dolar. Aç kalınca paylaşınca doyduğumuzu, korkunca dua edince rahatladığımızı unutmayın.”

Kuşlar başlarını salladı. Hepsi bir ağızdan ötmeye başladı. Ormanın içi melodilerle doldu. Çiçekler sallandı, dereler coşkuyla aktı.

Zeynep mutlu bir şekilde gökyüzüne baktı. “Artık biliyorum,” dedi. “Mutluluk Allah’ın hediyesidir. Ve biz her gün şükrettiğimizde bu hediye kalbimizde büyür.”


Ve böylece Minik Serçe ve Allah’ın Hediyesi Masalı, çocuklara iyiliği, paylaşmayı ve şükretmeyi öğreten bir hikâye oldu. Onu dinleyen her çocuk kalbinde bir ışık taşıdı, o ışıkla Allah’ın sevgisini hissetti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir