Bir zamanlar, yüksek dağların ardında gizli bir köy varmış. Bu köyde herkes akşamları kolayca uyurmuş; çünkü gökyüzünden inen minik ışık fenerleri köyü tatlı bir huzurla sararmış. Ama bir tek çocuk varmış ki, ne kadar denese de gözlerini kapatamazmış: Aras.
Aras, gece olduğunda hep meraklanırmış: “Ya sabahı göremem? Ya karanlık beni korkutursa?” Bir gece, uykusuz yatarken penceresinden dışarı bakmış. Köy meydanında, diğer çocukların kolayca uykuya daldığını görmüş. O anda minik bir ışık feneri penceresinden süzülmüş. Fenerin içinden ince bir ses çıkmış:
— Merhaba Aras, ben Rüya Ormanının Feneri. Seninle bir yolculuğa çıkmak istiyorum.
Aras şaşırmış ama sevinmiş de. Feneri eline almış ve kendini bir anda bambaşka bir yerde bulmuş. Önünde, ağaçları yıldızlarla süslenmiş bir orman varmış.

Sessizlik Gölü
İlk durak, ay ışığı altında parlayan bir gölmüş. Gölün suyu öyle sakinse, Aras kendi kalp atışlarını duyar gibi olmuş. Fener demiş ki:
— Bu göl sana sükûneti armağan ediyor. Gözlerini kapattığında içindeki sesler yavaş yavaş sakinleşsin.
Aras gölün kenarında derin bir nefes almış. İçindeki kaygıların azaldığını fark etmiş.
Gülümseyen Taşlar
Sonra ormanın derinlerinde sıra sıra dizilmiş taşlar görmüş. Taşların hepsi yüzlerinde gülümseme işaretleri taşıyormuş. Bir taş dile gelmiş:
— Biz sana güven armağan ediyoruz. Karanlıkta korktuğunda hatırla: her şeyin ardında dostça bir yüz gizlidir.
Aras taşlara dokunmuş, gülümsemek istemiş. İçinde sıcacık bir duygu oluşmuş.
Uykunun Kapısı
Ormanın sonunda rengârenk fenerlerle süslenmiş büyük bir kapı belirmiş. Kapının üzerinde yazıyormuş: “Tatlı Rüyaların Yolu.” Fener Aras’a bakmış:
— Yolculuğumuz burada bitiyor. Artık senin yanında sükûnet ve güven var. Onlarla uykuya kolayca dalacaksın.
Aras kapıdan geçmiş. Bir anda kendini yumuşacık bulutların üstünde bulmuş. Bulutlar ninni söyler gibi hafifçe sallanıyor, yıldızlar ise ona göz kırpıyormuş. Aras gülümseyerek fısıldamış:
— Korkmuyorum. Çünkü artık yanımda fenerim var.
Sabahın Mutluluğu
Sabah gözlerini açtığında Aras yatağındaymış. Pencereden içeri hâlâ hafif bir ışık sızıyormuş. Geceden kalan fener minik bir kıvılcım gibi hâlâ yanıyormuş. Aras derin bir nefes almış, yüzüne bir gülümseme yayılmış.
O günden sonra Aras, uyumakta hiç zorlanmamış. Çünkü her gece gözlerini kapattığında Rüya Ormanındaki Fenerler ona eşlik ediyormuş.
Ve masal burada bitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri huzuru bulanların, biri güvenle uyuyanların, biri de tatlı rüyaları kucaklayan çocukların başına.













Bir yanıt yazın