Küçük bir kasabada gökyüzü sık sık yağmura kavuşurdu. Yağmur damlaları evlerin çatılarında şarkı söyler, sokaklarda küçük dereler oluştururdu. İnsanlar kimi zaman şikâyet ederdi ama çocuklar yağmuru çok severdi. Çünkü yağmurla beraber oyun, kahkaha ve rengârenk şemsiyeler ortaya çıkardı.
Bu kasabada eski ama özel bir şemsiye vardı. Şemsiyenin üzerinde rengârenk çizgiler bulunuyordu. Kimi kırmızı, kimi sarı, kimi mavi… Ama en güzeli, yağmur damlaları şemsiyeye değdiğinde renklerin canlanmasıydı. Bu yüzden herkes ona “Yağmur Çizgili Şemsiye” derdi.
Şemsiye uzun süredir kasabanın köşesindeki küçük dükkânda unutulmuştu. Bir sabah yağmur yeniden başlayınca küçük kız Elif, annesiyle alışverişten dönerken dükkâna sığındı. Rafın bir köşesinde duran bu şemsiyeyi fark etti. Elif ona dokunduğunda, şemsiye hafifçe titreşti. Sanki uzun bir uykudan uyanmış gibiydi.

Elif gülümseyerek, “Sen benimle gelir misin?” diye fısıldadı. Şemsiye cevap veremedi ama renkleri parladı. Elif onu aldı ve dışarı çıktı. Yağmur damlaları şemsiyeye vurur vurmaz gökyüzüne küçük ışık çizgileri yansıdı. İnsanlar şaşkınlıkla gökyüzüne baktı, çocuklar gülerek koştu.
Şemsiye yalnızca yağmurdan korumuyordu, aynı zamanda etrafa neşe saçıyordu. Elif yürüdükçe sokaklar ışıldıyor, damlalar rengârenk yansımalar bırakıyordu. Kısa sürede kasabadaki diğer çocuklar da Elif’in peşine takıldı. Her biri şemsiyenin altına girmek istedi.
Yağmur Çizgili Şemsiye hepsine yer açtı. Ne kadar çocuk gelirse gelsin, sanki şemsiyesi büyüyor, herkese gölge oluyordu. Çocuklar yağmurun altında ıslanmadan şarkılar söyledi, oyunlar oynadı.
Bir ara bulutlar daha da yoğunlaştı. Yağmur hızlandı, rüzgâr sert esti. İnsanlar evlerine kaçtı. Çocuklar korkmaya başladı. Ama Yağmur Çizgili Şemsiye dimdik ayakta kaldı. Rüzgâr onu savuramadı, damlalar renklerini solduramadı. Çizgileri daha da parladı.
Elif cesaretle arkadaşlarına dönüp, “Korkmayın, biz birlikteyiz!” dedi. Çocuklar birbirlerinin ellerini tuttu. Şemsiye onların üzerinde parlayan bir gökkuşağı gibi durdu. Fırtına kısa sürede dindi. Güneş açtığında gökyüzünde gerçekten bir gökkuşağı belirmişti. Herkes şemsiyeye hayranlıkla baktı.
O günden sonra Yağmur Çizgili Şemsiye kasabada dostluğun ve paylaşmanın sembolü oldu. Elif her yağmur başladığında şemsiyesini açar, diğer çocuklarla birlikte oyunlar oynardı. Şemsiye renklerini her zaman korur, gökyüzüne mutluluk taşırdı.
Ve böylece bu masal, çocukların kalbinde iz bırakan bir hikâyeye dönüştü. Çünkü Yağmur Çizgili Şemsiye yalnızca bir eşyaydı ama dostluk ve cesaretle birleştiğinde bütün kasabaya umut olmuştu.













Bir yanıt yazın