Bir varmış bir yokmuş…
Uçsuz bucaksız yeşil bir vadide, küçük bir köy varmış. Bu köyde herkes birbirine yardım eder, sevinçleri de üzüntüleri de paylaşırmış. Köyün en neşeli çocuklarından biri Minik Rüzgar adında bir oğlanmış. Yaşı daha üç buçukmuş. Neşeli kahkahasıyla bütün köyü güldürür, soruları ve merakıyla herkesin kalbini ısıtırmış.
Bir gün gökyüzü kararmış, yağmur bulutları köyün üzerine toplanmış. Çocuklar dışarıda oynarken, damlalar tek tek yere düşmeye başlamış. Minik Rüzgar hiç korkmamış. Tam aksine yağmur damlalarının toprağa dokunurken çıkardığı sesi çok sevmiş.
Yağmur dinince gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı belirmiş. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor… Hepsi yan yana dizilmiş, adeta gökyüzünde bir köprü gibi uzanıyormuş. Minik Rüzgar bu manzarayı görünce heyecandan zıplamış:
— “Anne! Bak, gökkuşağı bana gülümsüyor!”

Gökkuşağı ile Konuşma
Gece olunca Minik Rüzgar yatağına uzanmış. Tam uyumak üzereyken hafif bir fısıltı duymuş:
— “Merhaba Rüzgar, ben gökkuşağıyım…”
Rüzgar şaşkınlıkla etrafa bakınmış ama kimseyi görememiş.
— “Gerçekten sen misin?” diye sormuş.
— “Evet,” demiş gökkuşağı, “sana bir sır söyleyeceğim. Ben sadece renklerimle değil, dostluğumla da güçlenirim. Ama bazen çocukların yardımı olmadan rengim solabilir.”
Rüzgar çok meraklanmış:
— “Peki sana nasıl yardım edebilirim?”
Gökkuşağı yumuşacık sesiyle cevap vermiş:
— “Benim en parlak rengim, çocukların kalbindeki iyilikten doğar. Eğer paylaşmayı, sabrı ve doğayı seversen, rengim hiç kaybolmaz.”
Paylaşmanın Gücü
Ertesi gün Rüzgar, oyun parkına gitmiş. Orada arkadaşı Elif topunu düşürmüş. Rüzgar hiç düşünmeden topunu ona vermiş.
— “Al, birlikte oynayalım,” demiş.
Elif çok sevinmiş. O an gökyüzünde gökkuşağının yeşil rengi daha da parlamış. Minik Rüzgar içinden sevinmiş:
— “Demek ki paylaşınca gökkuşağı daha güçlü oluyor.”
Sabır ve Doğa Sevgisi
Bir gün Rüzgar çiçek dikmek istemiş. Ama çiçeğin hemen büyümediğini görünce biraz üzülmüş. Annesi ona sabırlı olmayı öğretmiş:
— “Her tohum zamanla büyür oğlum. Sabır gösterirsen gün gelir rengârenk açar.”
Rüzgar sabırla beklemiş, her gün çiçeğe su vermiş. Günler sonra çiçek açtığında gökyüzünde gökkuşağının sarısı daha parlak olmuş.
Bir başka gün, köyün kenarındaki dereye gitmiş. Orada minik bir kuşun susadığını görmüş. Hemen elleriyle su taşıyıp kuşa içirmiş. Kuş cıvıldayarak ona teşekkür etmiş. İşte o anda gökkuşağının mavi rengi ışıl ışıl parlamış.
Masalın Sonu
Minik Rüzgar gün geçtikçe öğrenmiş ki; paylaşınca, sabırlı olunca ve doğayı sevince sadece insanlar değil, gökyüzü bile gülümser. Artık her gökkuşağı çıktığında Rüzgar ve arkadaşları el ele tutuşup ona bakarmış. Çünkü biliyorlarmış ki gökkuşağının gerçek renkleri çocukların kalbinden gelirmiş.
Ve o köyde gökkuşağı hiçbir zaman solmazmış.













Bir yanıt yazın