Bir köy vardı, çevresi yemyeşil tarlalar ve kocaman dağlarla çevriliydi. Bu köyde yaşayan herkes doğayı çok severdi. Ama en çok seven, küçük bir çocuktu. Adı Topraktı. Toprak, sabahları erkenden uyanır, çıplak ayakla çimenlere basar, gökyüzüne uzun uzun bakardı. Onu en çok büyüleyen şey bulutlardı. Kimi gün bir kuzuya, kimi gün bir gemiye benzerlerdi. Ama bir bulut vardı ki diğerlerinden çok farklıydı.
Bu bulutun yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Nereye gitse yanaklarında sanki parlayan bir ışık olurdu. Köydeki çocuklar bu bulutu gördüklerinde, “Bakın, gülüyor!” diye sevinçle bağırırdı. Bu yüzden herkes ona Gülen Bulut demişti.
Bir sabah Toprak tarlada oynarken gökyüzünden aşağı doğru tatlı bir ışık huzmesi indi. Toprak merakla elini uzattı. Işığın ucunda Gülen Bulut vardı. Bulut tatlı bir sesle, “Sen her zaman bana bakıyorsun, artık seninle konuşmak istedim,” dedi.
Toprak heyecandan yerinde zıpladı. “Gerçekten benimle mi konuşuyorsun? Ben seninle arkadaş olabilir miyim?”
Gülen Bulut kahkaha attı. “Elbette! Çünkü sen gökyüzüne her zaman gülümseyerek bakıyorsun.”

Gökyüzüne İlk Adım
Ertesi gün Gülen Bulut yeniden geldi. Yanında pamuk gibi yumuşak bir iplik ışık vardı. “İstersen seni gökyüzüne çıkarabilirim,” dedi. Toprak biraz ürktü ama çok meraklıydı. “Tamam,” dedi ve ipliğe tutundu.
Bir anda yukarıya, gökyüzüne yükseldi. Aşağıda köy küçücük görünüyordu. Evlerin bacaları kibrit çöpü gibi, insanlar minicik karıncalar gibiydi. Toprak şaşkınlıkla, “Ne kadar güzelmiş!” diye bağırdı. Gülen Bulut gülümsedi: “Daha neler göreceksin.”
Renklerin Bahçesi
İlk durak, gökkuşağının başladığı bir tepeydi. Gökkuşağı yakından öyle parlak görünüyordu ki renkler havada dans ediyordu. Toprak elini uzattı, parmağına mavi bir ışık bulaştı. Ardından sarı, sonra yeşil… Sanki boyalarla oynamış gibi oldu.
Gülen Bulut dedi ki: “Bu renkler senin kalbindeki mutluluğu hatırlatıyor. İstersen onları köydeki arkadaşlarınla paylaşabilirsin.” Toprak eline bulaşan renkleri sevinçle sakladı.
Küçük Yağmur Bulutu
Daha sonra yolları hüzünlü bir bulutla kesişti. Bu bulut ağlıyor gibiydi. “Neden üzgünsün?” diye sordu Toprak. Küçük bulut hıçkırarak, “Yağmur olmak istiyorum ama damlalarımı bırakmaya cesaretim yok,” dedi.
Toprak ona cesaret verdi: “Korkma, biz buradayız.” Gülen Bulut da destek oldu. Küçük bulut yavaşça titredi ve ilk damlalarını yere bıraktı. Aşağıdaki çiçekler sevinçle başlarını kaldırdı, toprağın kokusu havaya yayıldı. Küçük bulut artık gülüyordu. “Teşekkür ederim!” dedi ve yoluna devam etti.
Gökyüzünde Dostluk
Toprak ve Gülen Bulut birlikte gökyüzünde oyunlar oynadı. Bazen pamuk bulutların içinde saklambaç oynadılar, bazen rüzgârla yarıştılar. Toprak kahkahalarla gülerken Gülen Bulut’un gülümsemesi daha da büyüdü.
Derken uzaklarda altın sarısı bir ışık belirdi. Bu ışık, gün batımının ilk işaretiydi. Toprak gökyüzünü turuncu, pembe ve mor tonlarda görünce büyülendi. “Böylesini hiç görmemiştim,” dedi. Gülen Bulut yumuşak sesiyle, “İşte dostluk böyle bir şeydir. Birlikte baktığında her şey daha güzel görünür,” diye karşılık verdi.
Eve Dönüş
Akşam olduğunda Gülen Bulut, Toprak’ı ışık ipiyle yavaşça köyüne indirdi. Çocuk köyün meydanına geldiğinde elinde gökkuşağının renkleri parlıyordu. Arkadaşları etrafını sardı. Toprak gülümseyerek, “Bunlar gökyüzünün armağanı. Bulutlar bizim dostumuz olabilir,” dedi.
Köydeki herkes gökyüzüne baktı. Gerçekten de Gülen Bulut hâlâ oradaydı. Onlara bakıyor ve kocaman gülümsüyordu.
O günden sonra Toprak ne zaman gökyüzüne baksa bir bulutun ona göz kırptığını gördü. Ve köydeki herkes şunu öğrendi: Mutluluk, paylaşıldığında gökyüzüne kadar ulaşır.
Ve işte böyle, Mutlu Çocuk ve Gülen Bulut Masalı, çocukların yüreklerinde en sevilen öykülerden biri oldu.













Bir yanıt yazın