
Bir varmış bir yokmuş… Geniş ormanların en derin köşesinde, tüm hayvanların kralı olarak bilinen kocaman bir aslan yaşarmış. Aslan, güçlü kükremesiyle ormana hükmeder, diğer hayvanlar ondan korkar ama aynı zamanda…

Bir varmış bir yokmuş… Vakitsiz öten kuşların değil, tam vaktinde şarkı söyleyen serçelerin yaşadığı, sabahları çiğ tanelerinin inci gibi parladığı bir kasaba varmış. Bu kasabanın…

Bir varmış bir yokmuş… Gökyüzünde binlerce yıldızın ışıldadığı, ayın gümüş gibi parladığı bir gece âlemi varmış. Orada herkes ışığını paylaşır, gökyüzünü süsler, dünyaya huzur saçarmış.…

Bir varmış bir yokmuş… Uzak bir ormanda, sabahları güneş ışığının yaprakların arasından dans ettiği huzurlu bir yerde, minik bir kuş yaşarmış. Bu kuşun kanatları küçücükmüş…

Mira odasının penceresini araladı. Gece serin ve sakindi. Sokak lambası yumuşak bir ışıkla kaldırıma dökülüyordu. Uzakta bir kedi usulca yürüdü, sonra kayboldu. Mira yastığına uzandı…

Bir varmış bir yokmuş… Dağların arasına saklanmış, sabahları kuşların cıvıltısıyla uyanan küçük bir kasaba varmış. Bu kasabada, oyun oynamayı çok seven iki arkadaş yaşarmış: Melis…

Bir varmış bir yokmuş… Deniz kokusunun rüzgârla karıştığı küçük bir kasabada, aynı evi paylaşan iki kardeş varmış: Ada ve Efe. Ada sabırlı ve düzenliymiş; Efe…

Bir varmış bir yokmuş… Deniz kokusunun rüzgârla sokaklara karıştığı küçük bir sahil kasabasında, annesi ve dedesiyle yaşayan küçük Yusuf varmış. Yusuf, gün doğarken martıların sesini…

Bir varmış bir yokmuş… Güneşi erkenden doğan sıcak bir kasabada, annesi, babası ve ninesiyle yaşayan küçük Elif varmış. Elif’in kalbi merhametle doluymuş; kuşlara su koyar,…

Bir varmış, bir yokmuş… Rüzgârı mis gibi kekik kokan küçük bir köyde, annesi ve ninesiyle yaşayan minik Ahmed varmış. Ahmed meraklıymış; her sabah horoz sesleriyle…

Bir varmış bir yokmuş… Yüksek dağların ardında, bulutların bazen yere değdiği, vadilerde kekik kokusunun dolaştığı bir ülkede Keloğlan annesiyle yaşarmış. Köyde herkes onu güler yüzü,…